Leon Theremin ve Elektronik Müzik

Mart 9, 2010

Sovyet mucit Leon Theremin, ilk elektronik müzik aletinin icat etti, istemeden de olsa. Asıl amacı yaklaşıldığı zaman sinyal veren bir hırsız alarmı yapmaktı. Baktı ki güzel ses çıkıyor, bunu geliştirerek bir müzik enstürmanı yapmaya karar verdi ve 1928 yılında bunu başarardı ve kendi enstürmanını da çalmaya başladı. Garip bir enstürmandı Theremin. Bir kutu ve biri dikey, biri yatay olmak üzere iki demir antenden oluşmaktaydı ve hiç bir el teması olmadan çalınıyordu üstelik. Leon Theremin, Lenin’in huzurunda da çaldı ve Lenin’in takdirini de kazanmayı başardı. Herşey iyiydi güzeldi. Taa ki birileri Leon’un aklını çelene kadar. Dediler Amerika’ya bir gitsen şöhret olursun, orda insanlar böyle eğlencelere bayılıyor, paralar veriyorlar, burda çal çal nereye kadar diye. Bu sözlerin üstüne Leon da topladı pılını pırtını gitti Amerika’ya. Herkes çok şaşırdı, kendisi ve  enstürmanı büyük ilgi gördü Amerika’da. Ama Amerika’da çok uzun kalamadı. Leon Theremin’in Amerika’ya kaçtığı haberi duyan KGB ajanları Leon Theremin’i Rusya’ya geri getirdi. Ona her türlü imkan ve bir oda verildi. Burada icatlarına devam etmesi istendi. Çok da uzun yaşadı 1993 yılına kadar. Yeni icatlarda yaptı Rhythmicon gibi. Kısacası Elektronik Müziğin babası Leon Theremin. Dedesi de Thaddeus Cahill’dir.1897 yılında Telharmonium adında bir org yapmıştı. Ağırlığı yüzlerce tondu ve bir tır büyüklüğündeydi. Elektronik müzik alanındaki gelişmelerde bu cihazdan sonra gelişmeye başladı. Luigi Russolo 1913’te “Gürültü Sanatı” adlı bir yazı yazdı. Bu yazıda müzik enstürmanlarının ses çeşitliliği yönünden yetersiz olduğundan yakındı ve her güzel sesten, hatta gürültüden bile güzel müzik olabileceğinden bahsetti. Yaptığı Intonorumori adlı pek  aletiyle sesleri değiştirdi, seslerinin ayarlarıyla oynadı, sesleri arttırdı, daha gürültülü bir hale getirdi.Elektronik müziğin tam olarak 1897-1928 arası ortaya çıktığını söyleyebiliriz. 1950lerde ortaya çıkan rock müzik ve popüler kültür altında ezildi yıllarca.Aradan yüzyıl geçti elektronik müzik gelişti günümüze kadar geldi. Onlarca farklı elektronik müzik tarzı ortaya çıktı. Ama hala arka planda. Ve insanlar büyük bir önyargıyla yaklaşıyor elektronik müziğe. Elektronik müzik alanındaki bu gelişmeler olmasaydı, şimdi ne büyük ses sistemleri olurdu, ne konserler, ne albümler, ne gürültülü müzikler,ne de mp3 gibi dijital müzik formatları olurdu hayatımızda.

Burka Bayram

Theremin neye benziyor diye merak eden varsa Modern Theremini’ne bir örnek:

Leon Theremin’in başka bir icadı olan Rhythmicon:

Radioactive Alien Shit – Sergey Korolyov

Mart 8, 2010

Radioactive Alien Shit(Burka Bayram)’in yeni şarkısı Sergey Korolyov’un klibi

Daha fazlası için: http://www.myspace.com/radioactivealienshit

Facebook Fan Page: http://www.facebook.com/pages/Radioactive-Alien-Sht/210621949097

Wonne der Wehmut

Mart 7, 2010

Goethe der ki;

Trocknet nicht, trocknet nicht,

Tränen der ewigen Liebe!

Ach, nur dem halbgetrockneten Auge

Wie öde, wie tot die Welt ihm erscheint!

Trocknet nicht, trocknet nicht,

Tränen unglücklicher Liebe!

Yani,

Kurumayın, sakın kurumayın,

Ebedi aşkın gözyaşları!

Çünkü ancak gözlerin yarı kurumuş pınarları

Çorak ve ölü gösterebilir dünyayı!

Kurumayın, sakın kurumayın,

Mutsuz aşkların gözyaşları!

Yaşasın Teknoloji, Yaşasın Elektronik Müzik!

Mart 6, 2010

Ecinni

Mart 5, 2010

Bir öğleden sonra, Burcu Hanım, hasta olan annesinin ricası üzerine tavuk almak için dışarı çıktı. Annesiyle vedalaştıktan sonra, evdeki diğer eksiklerini de almak için süpermarketin yolunu tuttu. Beş dakikalık bir yürüyüşün ardından süpermarkete vardı. Otomatik kapıdan içeri girdi, alacaklarını iyice düşündü ve alışveriş sepetini eline aldı. Evdeki eksiklerini tamamlayıp, bir de oğlu ve kocası için bisküvi aldıktan sonra tavuk reyonuna doğru ilerledi. Tam aradığı tavuğu bulmuşken, birinin onu parmağıyla dürttüğünü farketti. Sağına baktı kimse yok, soluna baktı kimse yok. Biraz aşşağı doğru bakınca Burcu Hanım başörtülü, uzun etekli, bıyıklı, gür kaşlı, yüzü kırışık hafif yaşlı cüce bir kadın gördü. Kadın, tavuğu göstererek Burcu Hanım’a “Alma, alma!” dedi. Burcu Hanım bu duruma çok şaşırdı. Ama yine de sepetine koydu tavuğu. Cüce kadın tekrardan “Alma, alma!” dedi. Burcu Hanım şaşkın bir şekilde “Neden?” diye sordu. Cüce kadın bu sefer de “Bugün alma, yarın al!” dedi. Burcu Hanım tavuğun etiketine baktı ve son kullanma tarihini bir kez daha kontrol etti. Fakat son kullanma tarihi de geçmemişti tavuğun. “Neden bugün almamak gerekiyormuş bu tavuğu?” diye sordu Burcu Hanım kadının son kalan tavuğu almak isteğini düşünerekten. Cüce kadın cırtlak sesiyle cevap verdi “Yarın indirim var bu tavukta!” diye. Burcu Hanım, hasta annesine söz vermişti. Cüce kadına teşekkür edip o tavuğu bugün pişirmesi gerektiğini söyledi ve süpermarketten ayrıldı.

Günler geçti cüce kadın soruldu soruşturuldu bulunamadı. Kimse de tanımıyormuş işin garibi. Kamera kayıtlarına baktığımızda ise orda Burcu Hanım’ın tavuk reyonunda yalnız olduğu görülüyordu…

Burka Bayram

Sound Of Violence

Mart 4, 2010

Bugün birşeyler yazdım ettim, bir de belgesel paylaştım ama içime sinmedi, sildim. O yüzden şimdi çok sevdiğim bir animasyon klibi sizlerle paylaşıyorum. Fransız grup Cassius’tan “Sound Of Violence”.

Başın Sağolsun Kaan Sezyum…

Mart 3, 2010

Çok sevdiğim ve yakından takip ettiğim mizahcı Kaan Sezgin(Sezyum)’in eşi Nursel Sezgin beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Kaan Sezyum’a ve ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Burka Bayram

Hanzolar ve Gelişim

Mart 3, 2010

Geçen gün okuldan eve dönüşte, Karaköyde motor iskelesinin yakınında bir büfenin önünde bir sokak köpeğiyle, sokak kedisi dostça yan yana oturmuşlar tavuk döneri izliyorlar. Dönüp bir fotoğraflarını çekeyim dedim. Arkamı döndüm ki bir hanzo bunların yanına gitmiş ve “Ağhunaşrrtttörbghdegietlayn” gibi bir ses çıkartaraktan bir tekme köpeğe, bir tekme de kediye vuruyor. Bugün de balık pazarında bir balıkçı mini etekli bir turiste “Pişt yavrum bir fotoğraf çektirek” diye laf atıyor. Tabi bunlar çok basit iki örnek daha neler neler var. Bu olaylara da doğal olarak sinirleniyor ve düşünüyorum bizim neremiz gelişmekte olan ülke diye. Aslında düşünüce gelişmekte olan ülkenin ne demek olduğunu yavaş yavaş anlıyorum. Biri kedi köpek dövüyor. Öbürü, iki bacak gördü mü azıtıyor. Ben de bu olayları gözlemliyor, ürküyor ve anlatıyorum. Biz daha gelişemeyiz,, hep gelişmekte olan ülke olarak kalırız gibi geliyor bana. Streetlight Manifesto’dan “Would You Be Impressed?” adlı şarkı tavuk döner izleyicisi kedi ve köpek dostlarımız ve bütün ezilen hayvanlar için gelsin!

2021: Sinop!

Mart 2, 2010

Not: Bu yazıdaki kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.

20 Mayıs 2021, Saat 22.15: Son dakika haberi, Sinop nükleer santralinde patlama!

21 Mayıs 2021, Saat 01.00: Sinop belediye başkanı bir basın toplantısı düzenledi ve korkulacak bir şey olmadığını her şeyin kontrol altında olduğunu, patlamanın çok büyük olmamasından dolayı, hava yoluyla Sinop dışına fazla etki de etmeyeceğini söyledi.

21 Mayıs 2021, Saat 8.00: Nükleer santral çevresindeki köyler karantinaya alındı.

21 Mayıs 2021, Saat 19.20: Karantinaya alınan köylerdeki insanların üzerinde küçük yeşil beneklere rastlandı. Sinop Belediye Başkanı yaptığı açıklamada sterilizasyon çalışmalarına hemen başlandığını söyledi.

22 Mayıs 2021, Saat 21.15: Uzmanlar nükleer reaktördeki hasarın çok büyük olduğunu, yeniden yapılmasının en az üç yıl süreceğinden bahsettiler.

22 Mayıs 2021, Saat 15.26: Çevre köylerden ilk ölüm haberi geldi. Ama sır gibi saklandı. Belediye başkanı yaptığı açıklamada herkesin sağlık durumunun çok iyi olduğundan bahsetti.

22 Mayıs 2021, Saat 22.05: Radyoaktif parçacıkların şehir suyuna karıştığı tespit edildi ve sular kesildi.

23 Mayıs 2021, Saat 7.00: Sinoplular vücutlarındaki yeşil lekeler yüzünden hastahanelere koşturdu. Hastahanelerin önünde yığılmalar oldu. Şehirde tam bir panik havası hakimdi.

24 Mayıs 2021, Saat 13.30: Yeşil benek şikayetiyle hastahaneye gelen herkese ilaç olarak zehir verilmeye başlandı ve cesetler açılan büyük çukurlara atıldı.

24 Mayıs 2021, Saat 18.30: Olaylar kontrolden çıktı. Sinop karantinaya alındı. Bütün giriş çıkışlar yasaklandı.

24 Mayıs 2021, Saat 20.30: Karadenizli balıkçılarda ve balıklarında yeşil beneklere rastlandı.

25 Mayıs 2021, Saat 14.00: Radyoaktif parçacıklar yüzünden Sinop’ta en az 600 kişinin hayatını kaybettiği kesinleşti fakat basında sadece 6 kişinin öldüğü söylendi.

26 Mayıs 2021, Saat 16.00: Baskılara daha fazla dayanamayan Sinop Belediye Başkanı görevi bırakarak ilk uçakla Libya’ya kaçtı.

26 Mayıs 2021, Saat 16.30: Samsun, Ordu, Kastamonu ve Bartın illerinin sahil kesimlerinde yüzlerce insan yeşil benek şikayetiyle hastahanelere koştu. Bu hastahanelerde de aynı yöntem uygulandı ve cesetler kazılan kuyulara atıldı.

27 Mayıs 2021, Saat 18.00: Ordu’lu bir doktor vicdanına yenik düşerek, hastalara yapılan uygulamadan bir haber kanalına bahsetti.

27 Mayıs 2021, Saat 19.00: İtiraflar art arda geliyordu. Bu sefer de reaktörde çalışan bir bilim adamı üretimi yasaklanan 50 maddeden 12’sinin Sinop santralinde üretildiğini açıkladı.

28 Mayıs 2021, Saat 14.00: Hastalığın çevre illere yayıldığı, iç bölgelere doğru ilerlediği açıklandı.

29 Mayıs 2021, Saat 16.30: Amerika bölgeye özel bir heyet yolladı.

30 Mayıs 2021, Saat 20.00: Sinop ve çevresinden sürekli ölüm haberleri geliyordu artık hastalığın önüne geçilemiyordu.

31 Mayıs 2021, Saat 18.30: Hastalığın Akdeniz bölgesinin bazı şehirleri dışında bütün bölgelere yayıldığı öğrenildi. İnsanlar yoğun sağlık kontrollerinin ardından yurt dışına çıkarılmaya başlandı.

1 Haziran 2021, Saat 13.00: Bulgar ve Yunan basınlarında yapılan açıklamalarda yeşil parçacıklara kendi ülkelerine kadar geldiğini söyledi. Bu ülkelere Ukrayna ve Romanya’da eklendi.

2 Haziran 2021, Saat 14.00: Türkiye’den yurt dışına çıkışlar yasaklandı. Türkler kaçak yollarla ülkeyi terketmeye başladılar.

3 Haziran 2021, Saat 20.00: Radyoaktif parçacıkların bütün balkanlara yayıldığı öğrenildi. Bütün önlemlerin alınmasına rağmen radyoaktif parçacıkların yaılmasına anlam veremeyen Avrupalılar Türklerin kaçak yollarla ülkeyi terkettiklerini öğrendi.

4 Haziran 2021, Saat 13.00: Uluslararası haber ajanslarında yer alan bilgilere göre  hastalığın üç kıtaya yayıldığı açıklandı. Yabancı gazeteler bu durumu “Osmanlı geri döndü!” olarak yorumladı.

5 Haziran 2021, Saat 6.00: Dünya’nın her ülkesinde parçacıklara rastlandığı belirlendi. Parçacıkların hava yoluyla da yayıldığı ortaya çıkmış oldu.

6 Haziran 2021, Saat 19.00:  Türkiye’de 33 milyon kişi radyoaktif parçacıklar yüzünden hayatını kaybetti.

7 Haziran 2021, Saat 18.00: Dünya üzerindeki bütün nükleer santraller kapatıldı.

Bir Sene Sonra…

20 Mayıs 2022, 30 Mayıs 2021’den beri dünyada tek bir doğum bile gerçekleşmedi.

Seksen Sene Sonra İse Dünya’da Yaşam Tamamen Sona Erdi…

Nosaj Thing

Mart 1, 2010

Sınav yoğunluğum dolayısıyla yazı yazamadım kusura bakmayın. Bugünlük sizlere çok sevdiğim bir Japon VJ arkadaşımızı takdim ediyorum. Karşınızda Nosaj Thing!